Diaspora Çocuklarında Kimlik, Kültür ve Değer Aktarımı Üzerine Düşünceler:
Sedat Abiş
Psikolog / Pedagog
Belki de çoğumuzun fark etmediği bir şey var: Diasporada yaşarken çocuklarımızla ilgili tartıştığımız meselelerin çoğu, aslında sadece “dini bir hüküm” meselesi değil. Belki de işin en kritik tarafı, o hükmün çocuğun dünyasına nasıl aktarıldığı. Yani mesele, “ne”den çok “nasıl” meselesi. Ben bir psikolog olarak gerek danışanlarla yaptığım görüşmelerde, gerek kendi aile hayatımda en çok bunu gözlemliyorum.
Zaman zaman yılbaşı, Christmas veya benzeri kültürel ritüeller üzerine hararetli tartışmalar yaşanıyor. Bir taraf bu ritüelleri tamamen kültürel görüp doğal karşılıyor; diğer taraf bunun kültürel bir çözülme olduğuna inanıyor. Bence bu iki yaklaşımın da haklılık payı var; ama her ikisi de çocuğun ihtiyaç duyduğu pedagojik çerçeveyi çoğu zaman gözden kaçırıyor.
Kur’an’ın “hikmetle ve güzel öğütle davet edin” buyruğunun (Nahl 16/125) pedagojideki karşılığı tam da burada ortaya çıkıyor: Doğru bilgi, doğru yöntemle anlam kazanıyor.
Ve ne yazık ki ilahiyat alanında çalışan birçok değerli hocamız yetişkin fıkhı üzerinden düşünmeye alıştığı için –ki bu çok doğaldır– çocuk meselesine de aynı çerçeveden bakıyor. Oysa çocuk, hükmün lafzını değil; üslubun tonunu, ebeveynin tutarlılığını, aile içindeki duygusal iklimi hisseder. Çocuğun dini şekillenen bir kavram değil; yaşanan bir atmosferdir.
Pedagojide öncelik: Çocuğun dünyasını gözetmek
Benim bireysel tecrübem ve literatürün neredeyse tamamı şunu söylüyor:
Çocuğun kimliği, ritüellerden çok aile içi ilişkilerle şekillenir.
Ailede bağlanma güçlü değilse, ebeveyn tutarsızsa, duygusal iklim kırılgansa; o evde konuşulan değerler çocuğun zihninde tam karşılık bulmaz.
Gelişim psikolojisinin klasik çalışmalarından biliyoruz:
Bowlby’nin bağlanma kuramı ebeveyn–çocuk bağı sağlıklı olduğunda, çocuğun değerleri çok daha kolay içselleştirdiğini gösteriyor.
Baumrind’in ebeveynlik modelleri, aşırı sert ve baskıcı tutumların uzun vadede itaat değil tepki doğurduğunu ortaya koyuyor.
Berry’nin kültürel uyum araştırmaları, asimilasyonun çoğu zaman kültürel temasın kendisinden değil, çocuğun iki kültür arasında rehbersiz bırakılmasından doğduğunu söylüyor.
Benim sahadaki gözlemim de aynı yönde:
Aile içi tutarlılık bozuksa, yılbaşı ağacını yasaklamanız da yılbaşını kutlamanız da çocuğun kimliğini tek başına belirlemiyor.
Kimliği belirleyen şey, nasıl bir ebeveyn olduğunuz.
Entegrasyon–asimilasyon ayrımı: Kavram karmaşası asıl problemi büyütüyor
Hatta bazıları entegrasyonu bir çeşit “kimlik kaybı” gibi görüyor.
Oysa entegrasyon ile asimilasyon birbirine tamamen zıt iki kavramdır:
Entegrasyon, çocuğun hem kendi kimliğini koruyup hem de yaşadığı toplumu anlayabilmesidir.
Asimilasyon ise kimliğini bırakıp baskın kültüre karışmasıdır.
Entegrasyon pedagojik bir zorunluluktur; asimilasyon ise pedagojik bir hatanın sonucudur.
Çocukların okulda, sokakta, medyada sürekli olarak içinde yaşadıkları kültürle temas halinde olduklarını unutuyoruz.
Bu temas “kötü” değil; rehbersiz bırakıldığında “riskli”dir.
Yani problem kültürel temas değil, temasın pedagojik olarak nasıl yönetildiği.
Bazen bana şöyle diyen ailelerle karşılaşıyorum:
“Hocam çocuğumuz yılbaşı kutlamazsa arkadaşlarından farklı olur mu?”
Oysa ben tam tersini düşünüyorum: Farklılık bazen koruyucu bir alan açabilir. Yeter ki bu farklılık saygılı, bilinçli ve tutarlı açıklamalarla desteklensin. Farklı olmak çocuğa zarar vermez; farklılığı açıklayamamak zarar verir.
Kültür nötr müdür? Elbette değil. Ama yasaklamak hiçbir zaman çözüm değil.
Kültür değer taşır mı? Evet taşır.
Yılbaşı bugün tüketim kültürü ve seküler eğlence ile örülmüş bir ritüel midir? Evet, bunu kimse inkâr etmiyor.
Ama şunu da biliyoruz ki pedagoji yasaklama üzerine kurulamaz.
Yasak bilgi üretmez; yasak gölge üretir.
Kültürü yok saymak yerine, çocuğa kültürü anlamlandırmak gerekir.
Bir çocuk bir ritüelle karşılaştığında şu üç sorunun cevabını bilmelidir:
1-Bu nedir?
2-Nereden geliyor?
3-Biz bu konuda nasıl duruyoruz ve neden?
Bu üç sorunun cevabı çocuğa net açıklanıyorsa, ritüel artık çocuğun zihninde bir tehdit olmaktan çıkar; anlaşılır bir fenomene dönüşür.
Ben hemen her görüşmede şunu söylüyorum:
Çocuk anlam veremediği şeyden korkar veya savrulur. Anlamlandırdığı şeyden ise öğrenir.
Çift kültürlülük: Bir dezavantaj değil, doğru yönetildiğinde büyük bir avantaj
Araştırmalar diaspora çocuklarının doğru pedagojik yönlendirme aldıklarında “bicultural advantage” denilen önemli bir avantaj geliştirdiklerini söylüyor.
Yani bu çocuklar:
iki kültürü bir arada okuyabilen,
esnek düşünebilen,
empati becerileri yüksek,
sosyal zekâları gelişmiş bireylere dönüşüyor.
Bu aslında bizim için büyük bir fırsat. Yeter ki çocuklar iki kültür arasında boşlukta kalmasın; bir köprü kurmayı öğrensin. O köprüyü de onlar adına biz inşa edeceğiz.
Yılbaşı meselesi bir ritüel tartışması değil, bir pedagojik yaklaşım meselesidir
Ben şuna inanıyorum:
Bir çocuğun kimliğini belirleyen şey, yılbaşı kutlayıp kutlamaması değil; ailesinden aldığı mesajın niteliğidir.
Aile içindeki duygu iklimi güçlü ise,
Çocuğa değerler hikmetle, şefkatle anlatılıyorsa,
Ebeveyn kendi içinde tutarlı ve güven vericiyse,
yılbaşı ağacı da Noel müziği de o çocuğun kimliğini bozmaz.
Asıl tehlike;
yasakçılık,
tutarsızlık,
sertlik,
açıklama yapmadan dayatma,
çocuğun iki kültür arasında sahipsiz bırakılmasıdır.
Ve bu noktada din ile pedagojinin ortak bir cümlesi var:
Değer, doğru yöntemle güçlenir.
"Dinde Zorlama Yoktur" Ayetinin Çocuk Eğitimindeki Gizli Devrimi Medine'de yaşanan unutulmaz bir h...
Uzman psikolog ekibimizle, Almanya Türk psikolog arayışında bulunan Almanya’daki gurbetçi vatandaşl...
Ailenizin Psikolojik Danışmanlık ve Eğitim Merkezi www.psikorehberim.com Neden Psikorehberim 1.L...
Kendi evinizin rahatlığında özel danışmanlık seanslarının keyfini çıkarın
Kurumumuz, Hollanda merkezli terapist ile terapi almak isteyen danışanların online buluşma platformudur. Lokasyondan bağımsız dünyanın her yerinden güvenilir ve makul ücretler ile sıra bekleme derdi olmadan kültür ve dil farklılığı yaşamadan yardım alabileceğiniz bir Psikolojik Danışma ve Eğitim hizmetidir...