fbpx

GEÇMİŞ ŞİMDİKİ ZAMANINIZI NASIL ELE GEÇİRİR? (AMİGDALA VE STRES İLİŞKİSİ)

Beynin korku merkezi, amigdala tarafından yönetilir. Amigdala korku, tehdit, sıkıntı, saldırganlık, endişe ve depresyon gibi olumsuz zihinsel durumlarda aktif olur ve vücudun yönetimini devralır. Amigdala için duygularımızın bekçisidir diyebiliriz. Amacı kişinin hayatta kalmasını sağlamaktır. Amigdala yönetime el koyduğunda beynin düşünme, karar verme, analiz yapma, mantık yürütme gibi bölümleri devre dışı kalır.

 Amigdala tehlikeler karşısında 3 tür tepki verir:

Savaşmak, kaçmak veya donmak. Örneğin ormanda yürürken karşınıza aniden bir ayı çıksa beyninizin yönetimi, hemen amigdalaya geçer ve ayı ile ya mücadele eder, (savaşır) ya kaçmaya başlar ya da donar kalırsınız. “Ben bir kitapta okumuştum, ayılara şöyle davranırsan saldırmazlarmış” gibi düşünceler o anda aklınıza bile gelmez.

Amigdala, beyinde psikolojik bir gözcü gibidir. Duyu organlarından gelen sinyalleri devamlı olarak tarar; her durumu, her algıyı “Bu benim nefret ettiğim bir şey mi? Bana zarar verir mi? Benim korktuğum bir şey mi?” şeklinde sorgular. Eğer bu soruların cevabı, bir şekilde “evet” ise, amigdala adeta bir sinirsel alarm gibi, anında tepki verir ve beynin her yerine acil olarak, “bir kriz var” mesajını iletir.
Amigdala, bilinçaltıyla koordineli çalışır. Bir tehdit veya tehlikeyle karşılaşıldığında, bilinçaltı hemen devreye girer ve daha önce benzer bir durumla karşılaşıp karşılaşılmadığını sorgular. Geçmişte yaşanan acı dolu bir olayın, korkunun, travmanın, o anda yaşanan durumla benzeşen yönünü gördüğü anda, mücadeleyi kazanıp kazanamayacağına göre “savaş, kaç ya da don” tepkisi verir.  Amigdala, bu tepkileri geçmişte o olaya verdiği tepkiye benzer şekilde verir. Mesela sırf daha önce canınızı yakan birisine benzediği için, ilk kez gördüğünüz birisinden nefret edebilir, çekinebilir, bir bahane bulup ona saldırgan ve mantıksız davranışlarda bulunabilirsiniz. İşin ilginç yanı, bilinç düzeyinde çoğu zaman bunun farkında bile değilsinizdir; o anda yönetim kısmen ya da tamamen amigdalanın eline geçmiştir ve beynin düşünme, karar verme ve mantık yürütme ile ilgili bölümleri devre dışı kalmıştır. Ya da geçmişte yaşadığınız olay bir travma ise, amigdala genelde o travmayı yaşadığınız yaştaki verdiğiniz tepkiyi verir.

 Diyelim ki 5 yaşınızda sokakta tacize uğradınız ve o zaman hiçbir şey yapamayıp donup kaldınız; yaşınız şimdi 40 olsa bile bu travmanızı tetikleyen benzer bir durumla karşılaşsanız, muhtemelen yine donar kalırsınız. Bu örneklerde yaşanan durum tam olarak: “Geçmişin şimdiki zamanınızı ele geçirmesidir.”

Amigdala, gerçek tehlike ile yanlışlıkla tehdit olarak algılanan şeyleri ayırt edemez. Örneğin yerde gördüğünüz bir hortumu, yılan zannederek korkmanız, korku filmi izlerken, korkmanız gibi.
Amigdala gerçekte var olmayan durumları, tehlike olarak algılayıp bizi kuruntulu da yapabilir. Gerçekte olmayan şey (kuruntu) her düşünüldüğünde, beyin o düşünceye gerçekmiş gibi tepki verir. Örneğin “Çocuğum okula giderken ya bir araba çarparsa” gibi bir düşünceyi sık sık zihninizden geçirmek ile (Allah muhafaza) gerçekte böyle bir olay yaşandığında, beynin vereceği tepkiler benzer olacaktır. Bir kişi, çocuğu yatakta mışıl mışıl uyurken, ona bakarak, onu kaybedeceği ile ilgili düşüncelere yoğunlaşsa sanki onu kaybetmiş gibi oturup ağlamaya başlayabilir. Burada antrparantez “Güzel gören, güzel düşünür; güzel düşünen hayatından lezzet alır.” sözünü hatırlatıp geçelim.

Zihninizde korku verici bir düşünce belirdiğinde, amigdala aslında sizi korumaya çalışmaktadır. Fiziksel bir korkuya kapıldığınızda, (örneğin ormanda ayı ile karşılaştığınızda) tehlikeden korunmanıza yardımcı olması için vücudunuzda adrenalin pompalanır, nefes alışverişiniz hızlanır ve kaçmak veya mücadele etmeniz için kaslarınıza bol miktarda kan gönderilir. Bu durum, zihninizde ürettiğiniz, gerçekte var olmayan korku durumlarında da gerçekleşir.

Amigdaladan beynin ön bölgesine (düşünme, karar verme ile ilgili bölüm) giden mesaj kanalı geniş ve hızlı aktarıma, müsaittir. Beynin ön bölgesinden gelen mesaj kanalı ise dar ve yavaştır. Yani amigdaladan, beynin ön bölgesine korku mesajı 5 gidiyorsa, ön bölgeden “hayır, korkmana gerek yok” mesajı 1 gelir. Bu durumda “hayır, ben korkmayayım” dediğiniz her şeye bir kere beşe bir yenik başlarsınız.
Kendilerini tehdit eden bir stres kaynağı ile karşı karşıya kaldıklarında, kadın ve erkeklerin amigdalaları, bazı durumlarda farklı tepkiler verir. Eğer kadın, savaşmaya karar verirse beyninde saldırganlığın harekete dönüşmesi, duygusal ve sözel işlevlerle (gözyaşı, dil gibi) olur. Erkek savaşmaya karar verirse, beyninde saldırganlığın harekete dönüşmesi, fiziksel hareketi kontrol eden bölgelerin (kol ve bacak kasları, yumruk gibi) devreye girmesiyle olur.

Amigdala, ne kadar çok devreye girerse kişiye o kadar fazla stres yaşatır; daha fazla stres, işlerin daha da kötüye gitmesine neden olur. Stresin daha çok oluşu, daha kötü kararlar vermeniz demektir. Stresin meydana getirdiği belirsizlik, olaylara ve kişilere olan tahammül eşiğini aşağıya çeker. Sizi daha öfkeli, daha saldırgan bir kişi haline getirir. Olaylar karşısında çözüm üretme, problem çözme, analiz yapma ve yeni bir şeyler öğrenme gibi becerileriniz zayıflar. Zira stres ve amigdala, uzun vadeli hedefler yapmanızı engellemekte, yerini hayatta kalma ile ilgili önceliklere bırakmaktadır. Stres altında iken okuduğunuz kitaptan hiçbir şey anlamamanız, ya da yeni bir dil öğrenirken zorlanmanızın nedeni budur.
Stresin kronik hale gelmesi demek, beyni uyuşturan, enerjinizi azaltan zehirli hormonların artık düzenli olarak salgılanıyor olması demektir. Stres bir korkudur; başa gelen bir şey değil, içinizde yaşadığınız bir durumdur. Kronik strese genelde depresyon eşlik eder. Stres ve depresyon birlikteliği ise olayları kontrol etme gücünüzü azaltır, durum hayati tehlike arz edecek kadar ciddileşir.
İnsan zamanla strese neden olan olaylara o kadar alışır ki, stresi tetikleyen unsurları artık fark edemez hale gelir. Çoğu insan da stresli hayata öyle alışır ki stres altında olduğunun farkında bile olmaz ve stres kaynağı olan her şey ona normalmiş gelir. Bu durumda olan bazı kişiler kendilerini strese neden olan faktörleri çok iyi yöneten başarılı bir savaşçı gibi görürler.

Bir sonraki yazıda “Ne Kadar Stres Altında Olduğumuzu Nasıl Anlarız?” konusu ele alınacaktır. İyi okumalar.

 İsmail EROĞLU