fbpx

Sözlü mü Yazılı mı Tartışmalı?

Evliliğimizin ilk aylarıydı; bir akşam, eşimle ilk tartışmamızı yaptık ve herhangi bir uzlaşmaya varamadan gidip yattım. Sabahleyin uyandığımda, yastığımın altında katlanmış bir kâğıt buldum. Kâğıdı elime aldım ve okumaya başladım. Eşim, tartıştığımız konu ile ilgili duygu ve düşüncelerini yazıya dökmüş. Kâğıtta suçlandığım cümleleri okudukça hiddetim artmaya, öfkem kabarmaya başlamıştı. Yazıyı okumayı bitirdim ve hemen cevap yazmak için elime kâğıt, kalem aldım. O da ne, daha ilk cümlelerde tıkanıp kaldım: İçimdeki kabarmış olan öfke, bir türlü kalemin ucundan kâğıda akmıyordu. Kendimi zorladım ve bir şeyler karalamaya çalıştım; ama eşimi eleştireceğim her cümleyi yazmaya başlayınca içimden bir ses “Yok bu böyle olmadı, bu kadar da değil, insafsızlık etme!” diyordu. O gün, eşime birkaç satır bir şeyler yazabilmek için kaç tane A4 kâğıdı yırtıp attığımı hatırlamıyorum.

Daha sonra, eşimle barıştık ve o akşam ki yaptığımız tartışmanın, ne kadar anlamsız ve gereksiz olduğu konusunda hemfikir olduk.

O gün ikimizde, aramızda bir tartışma ortamı oluştuğunda sözlü tartışmayı hemen bırakıp, yazılı iletişime geçmenin ne kadar faydalı olduğunu fark etmiştik.

Evet, sözlü tartışmalarda bir insanda vicdan mekanizması genellikle devre dışı kalır; insan öfkesini kontrol edemez; karşı tarafı dinlemekte zorlanır; karşı tarafın konuşma ve davranışlarına, düşünmeden, ani öfke patlamalarıyla karşılık verebilir. Bu da muhatabı incitir.

Sözlü tartışma, bir girdap gibi iki tarafı içine çeker, o an yaşanılan olayı aşıp “Sen her zaman böylesin, zaten hep senin dediğin oluyor, bir kere de beni dinlesen ne olur? Beni dinlesen bunlar olmazdı, her zaman kendini haklı zannediyorsun” gibi geçmişte yaşanılan olumsuzlukları da içine alarak büyür. Normalde basit bir şekilde halledilebilecek bir problem, içinden çıkılmaz hale gelince de eşler birbirlerini incitip, duygusal olarak yaralayabilir. Daha da ötesi, anlık tepkiler sonucu fiziksel şiddete başvuran eşler de olabilir.

Yazılı iletişim ise vicdan mekanizmasını devreye sokar ve eşlerin, kendi gerçekçi duygularına daha çok kulak vermelerini sağlar. Öfke azaldığı veya bittiği için, öfke anında söylenebilecek olumsuz ifadeler, yazıya dökülemez ve eşler birbirlerini daha az suçlayıcı ifadelere yer verirler. Böylece tartışmaya neden olan konunun, karşılıklı anlaşma ile çözüme kavuşma ihtimali artar.

Yazılı iletişimin, sözlü iletişimden bir diğer farkı ise şudur: Bir sorun karşısında sözlü iletişime geçen eşler, karşılarına “birbirlerini” alırken, yazılı iletişimde ise karşılarına, “mevcut sorunu” almış olurlar.

İnsan beyninde, öfkeye neden olan duygu merkezi ile düşünmeyi sağlayan merkez farklı yerlerdedir. Öfke kontrolünde uygulanan yöntemlerden birisi de muhataba, öfke anında beyninin farklı bir bölgesini çalıştıracak bir soru sormak, ya da dikkatini başka bir yöne çekmektir. Yazılı iletişimde, beynin duygu merkezi değil de farklı bölgeleri çalıştığı için, tarafların zihinsel aktiviteleri harekete geçer; ayrıca devreye vicdan mekanizması girer, muhataplar sakinleşir, geri adım atar, uç noktalardan, çözümün adresi olan, orta noktalara doğru yaklaşırlar.

Yazılı iletişimin en güzel yolu, bir kâğıda yazılan mektup şeklinde olanıdır. Yoksa WhatsApp gibi kısa mesajlar, ya tekrar gözden geçirilmeden gönderilir ya da muhatap hemen cevap yazdığı için sözlü tartışma gibi olmaktadır.

 “Her işte bir hayır vardır” derler ya, eşimle yaşadığımız bu olay bize, farkında olmadan problemlerimizi çözme adına güzel bir çözüm yolu öğretmişti. Evlilik hayatımız boyunca da bu çözüm yoluna sık sık başvurduk, başvurmaya devam ediyoruz.

Yukarıda bahsettiğim yazılı iletişimden daha güzel, daha olumlu sonuçlar veren bir başka iletişim yolu daha vardır: Daha henüz bir problem yaşanmadan, iyi zamanlarda eşlerin birbirlerine güzel bir mektup ya da şiir yazmaları ya da gün içerisinde sevgilerini ifade eden bir mesaj göndermeleri, sözlü olarak güzel cümleler ile birbirlerine iltifat etmeleri.

Evliliğimizin ilk aylarında keşfettiğimiz “tartışma yerine yazılı iletişim yoluyla problemlerimizi çözme metodunu” daha önce hiçbir yerde ne okumuş ve ne de duymuştuk. Bu iletişim metodunu, sanki dünyada ilk bulan bizmişiz gibi kendi kendimize sevinirken, bu yöntemin farklı bir versiyonunun yıllardır Angola’da bir kabilede uygulandığını öğrenince biraz canımız sıkıldı; ama bizim buluşumuz da, kendi evliliğimiz adına bir ilkti diyerek kendimizi teselli ettik.

Çömlek Kaplarında Mesajlar

Angola’da bir kabilede, kadınlar kocalarına sözlü olarak ifade edemedikleri gerçekleri, çömlek kapakları yoluyla ifade ediyorlarmış. Nasıl mı? Geleneklere göre bu kabilede eşler yemeklerini birlikte yemez, erkekler kabilenin diğer erkekleri ile birlikte yemeklerini yerlermiş. Kadınlar yemekleri hazırlar, bir çömlek kabına koyar ve üzerine bir muz yaprağı örterek çocukları aracılığıyla eşlerine gönderirlermiş. Evlerde ise bir atasözü veya özdeyişi temsil eden, üzerinde bir kabartma bulunan çeşitli çömlek kapakları bulunurmuş.

Bir kadın, kocasının davranışlarından memnun değilse ya da kavga etmişlerse evdeki çömlek kapaklarından üzerinde anlamlı bir atasözü olan birisini seçer, muz yaprağı yerine bu kapağı koyar ve eşine bu şekilde gönderirmiş. Muz yaprağı yerine, kapağı gören erkekleri bir heyecan basar, acaba kime ne mesaj geldi diye meraklanırlarmış. Çömleğin muhatabı olan koca ya sorunu itiraf eder ya da kendini savunurmuş. Eğer durum ciddiyse kabilenin ileri gelenleri çözüm için devreye girerlermiş.

Kendisine mesaj gelen erkek, yemekten sonra evine gittiğinde neler yaşanılır bilinmez; ama bizim “Kol kırılır, yen içinde kalır” atasözümüzün bu kabilede uygulanmadığı bir gerçek.

Velhasılıkelam, evlilik sorunları karşısında “bilek” ve “dil gücü” yerine, “gönül gücünü” devreye sokmak, yumruk ve ses dışında, kullanabilecek başka kanallar da olduğunu unutmamak gerekiyor. Ve unutulmaması gereken bir cümle daha: Evliliklerde haklılık savaşının galibi hiçbir zaman olmaz ama mağlup her zaman, her iki taraf olur.

Sağlık, huzur ve mutluluk dolu günler dileklerimle……

İsmail EROĞLU*­

Konuşmayı Başlat
Merhaba,
Psikorehberim Danışmanlık Servisi olarak nasıl yardımcı olabiliriz.