fbpx

STRES ALTINDA MISINIZ?

Bir önceki yazımızda amigdala ve stres ilişkisini ele almıştık. Bu yazımızda ise bazı stres belirtileri, nedenleri ve bunların etkileri üzerinde duracağız. Bundan sonraki yazımızda ise “Stresi Azaltmanın Yolları” ele alınacaktır.

Bir önceki yazımızda da belirtildiği üzere stres kısaca: Vücudun iç uyumunun, bir tehdit algısı karşısında bozulmasıdır. Vücut kendisine yönelik herhangi bir saldırı (fiziki, biyolojik, psikolojik vb.) algıladığında, hemen kendisini savunmaya hazırlar ve bazı tepkiler verir. Strese neden olan üç ana faktör vardır, bunlar: Belirsizlik, bilgi eksikliği ve kontrol kaybıdır. Özellikle şu günlerde, (Coronavirüs özelinde) bu üç faktörün ziyadesiyle herkesin hayatını yakından ilgilendirdiği muhakkaktır. Bu günlerde kendinizi daha fazla stresli hissedebilir ve vücudunuz aşağıda değineceğimiz bazı tepkileri, az ya da çok verebilir.

 Eskiden zevk aldığım faaliyetlerden giderek daha az zevk alıyorum.
Yoğun ve kronik stres, beyinde mutluluk hormonu olarak bilinen serotonin seviyelerini olumsuz etkiler. Dengesi sürekli bozulan serotonin seviyeleri depresyona yol açan beyin kimyasalları üretir.

 Önemli veya önemsiz, karar vermekte zorlanıyor ve eskisi kadar sağlıklı ve kolay kararlar veremiyorum.
Stres seviyesi arttıkça kötü karar verme ihtimali de artar.

 • Hafızam ve konsantrasyonum eskisi kadar iyi değil.
Stres hormonları, beynin öğrenme ve hafıza ile ilgili kısımlarındaki beyin hücrelerini hasara uğratır; beynin o anda işleyen ve ileriye dönük işleyecek olan, hafıza ile ilgili bölümlerini, olumsuz etkiler. Bu da dikkat dağınıklığı, unutkanlık ve bir planı sağlıklı bir şekilde yürütmenize engel olur. Kronik ve yoğun stres, beynin hatırlamakla ilgili kısmındaki fonksiyonlarını geçici veya kalıcı olarak durdurabilir.

 Kontrol edemediğim şeyler beni endişelendiriyor. Basit şeyler bana çok zor geliyor, hiç bitmeyecekmiş gibi geliyor.
Stres, beynin bilişsel bölgelerini etkiler ve bilişsel performansı düşürür. Bilişsel performansın düşmesi, olaylar karşısında çözüm üretme, problem çözme, analiz yapma ve yeni bir şeyler öğrenme gibi becerileri olumsuz etkilediği için en kolay işler bile kişiye zor gelir. Örneğin bir problem karşısında denediğiniz ve başarısız olduğunuz bir duruma, yeni bir yaklaşım tarzı ile bakmakta zorlanırsınız. Stres altında olan kişinin beyni, yeni bir yaklaşım denemek yerine, aynı verimsiz şeyi tekrar yapmaya odaklanır. Bu da zamanla, o verimsiz davranışın kişide alışkanlığa dönüşmesine ya da problemi çözmek yerine, ondan tamamıyla vazgeçmesine neden olur.

 Kişisel problemlerimi halletme yeteneğim ve kendime güvenim azaldı.
Stres altında olan beyin, doğru düzgün çalışmaz. Aşırı stres, bir işi doğru yapabilmek için gerekli olan beyin gücünün yitirilmesi demektir. Stres seviyesinin yükselmesi ile birlikte, beynin problem çözme, düşünme, karar verme ve mantık yürütme ile ilgili bölümleri daha az çalıştığı veya devre dışı kaldığı için kişide çökkünlük meydana gelir ve kendine güveni azalır. Aşırı stres altında olan kişinin gördüğü tek şey: Çözemediği problemlerdir.

 Bu günlerde daha gergin, daha tahammülsüz, daha sabırsızım; çabuk kızıyorum, moralim çok çabuk bozuluyor. Bazen duvarları yumrukluyor, bir şeyleri fırlatıyorum ve bağırarak konuşuyorum. Korku, paranoya, reddedilme, endişe ve karamsarlık gibi duyguları daha yoğun ve daha uzun yaşıyorum.
Stres, korku ile yakından ilişkilidir. Eğer amigdala bedene yönelik bir tehlike sezerse (bazı işlemlere cevap vermeyen bir bilgisayarın güvenli moda geçmesi gibi) hayatta kalma moduna geçer. Hayatta kalma moduna geçen amigdala elinde bulunan üç mekanizmadan (savaşmak, kaçmak ve donmak) birini devreye sokar ve bedeni, gelebilecek tehlikelere karşı savunur. Bu mekanizmalar devreye girince kişi daha agresif, daha öfkeli ve saldırgan olur. Burada amigdalanın yaptığı, ormanda aniden önünüze çıkan bir ayı karşısında verilen tepki ile aynıdır. Ayı ile karşılaşmayı bir tehdit olarak algılayan amigdala,  sakin, huzurlu, sevecen ve nazik olmanın hayatta kalmak için işe yaramayacağını bilir. Amigdalanın verdiği bu tepki, karşımıza aniden çıkan bir ayı karşısında işe yarayabilir ancak burada problem gerçekte var olmayan, hayali tehditler karşısında da amigdalanın aynı tepkiyi vermesidir.

 Benim için önemli olan kişileri (eşim, çocuğum, arkadaşlarım) eleştiriyor, ilişkilerimizde sürekli kusurları gündeme getiriyorum. İncir çekirdeğini doldurmayacak konular yüzünden tartışıyor ve yaşadığımız problemler nedeni ile eşimi daha çok suçluyorum.
Her insanın hayatında, iniş-çıkışlar vardır ve bu normaldir. Bu iniş çıkışlar esnasında stres, ilişkilere bakış açısını çarpıtır, stresi artan kişi daha tepkili olur. Stresi seviyesi yükselen kişi, eşi ve başkaları ile daha çok tartışır, eleştirir, suçlar ve daha az şefkat gösterir. İlişkilerde negatife odaklanır, yapıcı davranışların yerine yıkıcı davranışlar gösterir ve yaşanılan problemlerin kaynağı olarak karşısındakini görür. Kişide bu davranış alışkanlık haline gelince daha da yalnızlaşır.

 Cinsel hayatımdan eskisi kadar zevk almıyorum.
Stres, cinsel hormonları baskılar ve kişi cinsellikten uzaklaşır. İlişkilerdeki diğer faktörler ile birlikte cinsel hayatta da kalitenin düşmesi eşleri birbirinden uzaklaştırır.

 Daha az sosyal biri oldum. Ailem ve dostlarım da dâhil olmak üzere insanların beni daha az rahatsız etmesini istiyorum. Onlarla birlikte olmaktan eskisi kadar keyif almıyorum.
Kronik stres altında olan bir kişi, kendini yalıtma yoluna gider, pasifleşir, geri çekilip, içine kapanabilir. Oysaki stres ile baş etmenin en etkili yolu sosyal ilişkileri güçlendirmektir.

 Eskisine göre daha fazla/az yiyorum, aşırı kilo aldım/zayıfladım. İştah düzenim bozuldu.
Stres, iştah hormonlarını etkiler. Doygunluk derecesi bozulan kişi daha fazla ya da daha az yemeye başlar.
Sigara, alkol veya daha başka maddeler kullanmaya başladım.
Stres hormonları, madde bağımlılığını tetikler.

 Enerjim çok düşük, kendimi çoğu zaman yorgun hatta tükenmiş hissediyorum.
Kronik stres yaşayan bir kişide, beynin stres tepki sistemi gün boyu çalışır; stres hormonları devamlı kana boca edilir. Beden devamlı olarak savaşmak, kaçmak ve donmak tepkilerini verdiğinden yerine göre nabız yükselir, solunum artar. Beden, yüksek devirde boşa çalışan bir araba gibi devamlı enerji harcar ama herhangi bir konuda ilerleme olmaz. Müthiş bir enerji harcayan bedenin enerjisi biter; kişi yorulur ve kendisini tükenmiş hisseder.

 Uyku düzenim bozuldu, yatakta bir o tarafa bir bu tarafa dönmekten uyuyamıyorum ya da yataktan çıkasım gelmiyor hep uyumak istiyorum.
Az uyuyan kişilerde stres hormonlarının seviyesi daha yüksektir. Stresli günlerde daha az uyumanızın sebebi budur. Uykuya dalsanız bile uykunun kalitesi düşer; dinlendirici özelliği kaybolur. Gece gerekli enerjiyi toplayamayan beden ertesi güne daha düşük bir enerji ile başlar.

 Sağlığımla ilgili bazı problemler yaşıyorum Mesela: Baş, sırt ve kas ağrılarım var, bazen dişlerimi gıcırdatıyorum.
Stres kişinin fiziksel sağlığını olumsuz etkiler. Hatta bazı kişilerde bunun etkisi o kadar kısa sürede görülür ki “Adam bir gecede çöktü” denilir. Yapılan araştırmalarda, kronik stresin bazı kanser türleri ile bağlantılı olduğu tespit edilmiştir.

 İsmail EROĞLU